<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kayseri Maç Kayseri'de Spor Basınında Yeni Soluk</title>
    <link>https://www.kayserimac.com.tr</link>
    <description>kayseri haber, kayseri haberleri, kayseri spor, kayseri cinayet, kayseri'de kültür sanat, kayseri belediyeleri, kayseri olayları, kayseri gündemi, kayseri asayiş haberleri, haberler kayseri, kayseri gazetesi, erciyes, kayak merkezi, kayseri hava durumu, kayseri güncel altın fiyatları, kayseri güncel döviz kuru, kayseri olay, kayseri son dakika, son dakika kayseri haberleri,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kayserimac.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Tüm Hakları Kayserimaç Sitesi Aittir</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 23 May 2026 18:04:54 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda sık kulak çekmesine dikkat]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/cocuklarda-sik-kulak-cekmesine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/cocuklarda-sik-kulak-cekmesine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda huzursuz ve iştahsızlığın önemli bir nedeni olan kulak ağrısı hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda huzursuz ve iştahsızlığın önemli bir nedeni olan kulak ağrısı hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Çocuklarda ve bebeklerde sık görülen bir sağlık sorunu olan kulak ağrısının birçok sebebi olabiliyor. Ağrının en önemli nedenlerinden biri olan kulak enfeksiyonları, her 6 çocuktan 5'inde 3 yaşına kadar görülebiliyor. Kulak ağrısına yol açan enfeksiyonlara zamanında müdahale edilmediğinde işitme kayıpları yaşanabiliyor. Konuşma kabiliyeti olmayan küçük çocuklar ve bebekler ise ağrının varlığını kulaklarını çok sık çekerek belli edebiliyor.</p>

<p>Çocuklarda kulak ağrısının 8 nedeni</p>

<p>Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda kulak ağrısının nedenleri ile ilgili verdiği bilgilerde, 'Kulak enfeksiyonları ve diğer kulak, burun ve boğaz sorunları nedeniyle ebeveynler çocuklarını doktora çok sık getirmektedir. Çocuklarda kulak enfeksiyonlarının sık görülmesinin nedeni ise kulak zarının arkasında sıvı birikmesine neden olan östaki tüplerinin yetişkinlere oranla iyi çalışmaması ve bağışıklık sistemlerinin henüz gelişme aşamasında olmasıdır. Kulak enfeksiyonları, çocuklarda iştahsızlığa, uyku ve zamanla duyma problemine yol açmaktadır. Çocuklarda kulak ağrısının nedeni şunlar olabilir; Kulak enfeksiyonu, kulakta biriken sıvı, yüzücü kulağı, kulak kirinin kanalı tıkaması, kulağa sokulan ve orada sıkışıp kalan cisimler, kulak kanalının tahriş olması ya da ortaya çıkan yaranın olması, diş çürüğü veya diş çıkarma gibi bir diş probleminin varlığı ve sık tekrarlanan boğaz ağrısı' dedi.</p>

<p>Enfeksiyon aniden başlar</p>

<p>Enfeksiyonların aniden başladığını söyleyen Ertural, 'Çocuklardaki kulak enfeksiyonu çoğu zaman orta kulakta aniden ortaya çıkar. Orta kulak, kulak zarı ile iç kulağın arasında bulunan hava dolu boşluktur. Bu boşlukta, ses titreşimlerini kulak zarından iç kulağa ileten hassas kemikler bulunur. Orta kulağı, boğaz arkasına bağlayan kanalda ise östaki tüpleri vardır. Bu tüpler kulaktaki hava basıncını düzenler ve orta kulak boşluğunda sıvı birikmesini önler. Östaki borusundaki sorunlar ise orta kulak boşluğundan sıvı boşalmasının zorlaşmasına ve bu da işitme kaybına neden olabilir. Kulak enfeksiyonları da orta kulakta sıvı birikmesine yol açar. Sonuç olarak sıvı birikimi orta kulağın enfekte olmasının en önemli nedenidir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ertural enfeksiyonlarla ilgili verdiği bilgilerde 'Orta kulak enfeksiyonları; virüsler veya bakteriler çocukların kulak zarının arkasındaki alandaki boşlukta enfekte olarak kulak ağrısına, ateş veya işitme kaybına neden olur. Genellikle 7 yaşın altındaki çocuklarda sık rastlanan bu durum, özellikle de soğuk algınlığı sonrasında etkili olur. Orta kulak ile burnun arka kısmını birbirine bağlayan östaki tüplerinin gelişmemiş olması nedeniyle orta kulakta sıvı birikir. Bu nedenle zararlı bakteriler bu alanda çoğalır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dış kulak enfeksiyonları; en önemli nedeni dış kulak kanalının enfekte olmasıdır. Sonuç olarak ağrı veya akıntı ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlar büyük çocuklarda yaygın bir durumdur. Aşırı suya maruz kalma (yüzücü kulağı), tırnak ya da pamuk çubuklarıyla kulak kanalının tahriş edilmesinden kaynaklanabilir' dedi.</p>

<p>Oluşmaması için önlem alınmalı</p>

<p>Enfeksiyonların oluşmaması için alınması gereken önlemleri sıralayan Ertural, 'Kulak ağrısı ile başlayan sürecin önlenmesinde, aşağıdaki yöntemler etkili olabilmektedir. Çocuklara grip aşısının sezon başında yaptırılması enfeksiyonun oluşma ihtimalini düşürecektir. Çocukların kulağı, pamuk çubukları veya sivri cisimlerle kesinlikle temizlenmemelidir. Mevsimsel nezlesi olan kişilerden çocuklar uzak tutulmalıdır. Diğer çocuklarla etkileşim halinde olan çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır. Bebeklere yatar vaziyette kesinlikle biberon verilmemelidir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/cocuklarda-sik-kulak-cekmesine-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/04/a-w679726-01.jpg" type="image/jpeg" length="44702"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Son 30 yılda parkinson hastalığının görülme sıklığı arttı]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/son-30-yilda-parkinson-hastaliginin-gorulme-sikligi-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/son-30-yilda-parkinson-hastaliginin-gorulme-sikligi-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin, '11 Nisan Dünya Parkinson Günü' dolayısıyla Gevher Nesibe Hastanesi Başhekimlik A Toplantı Salonu'nda sosyal sorumluluk kapsamında hasta ve hasta yakınlarını bilgilendirmek amacıyla bir etkinlik düzenledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin, '11 Nisan Dünya Parkinson Günü' dolayısıyla Gevher Nesibe Hastanesi Başhekimlik A Toplantı Salonu'nda sosyal sorumluluk kapsamında hasta ve hasta yakınlarını bilgilendirmek amacıyla bir etkinlik düzenledi.</p>

<p>ERÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin bilgilendirme toplantısında yaptığı konuşmada; 'Parkinson hastalığının son 30 yılda görülme sıklığında artış oldu. Ayrıca genç yaşta ortaya çıkan Parkinson hastalarının sayısı da artış göstermektedir. Hastalık özellikle tek taraflı istirahatte ortaya çıkan el veya bacak titremesine eşlik eden hareketlerde yavaşlama şeklinde ortaya çıkmaktadır. Erkek cinsiyette biraz daha sık görülmektedir. Kabız olmak, koku almada azalma, depresyon ve gece uykuda-rüyada bağırıp-çağırma olması hastalık ortaya çıkmadan yıllar öncesinde görülebilecek işaretlerdir.' dedi.</p>

<p>'Her parkinson hastasının tedavi reçetesi ona özel olmalıdır'</p>

<p>Prof. Dr. Murat Gültekin, 'Parkinson hastalığı için çok sayıda ilaç seçeneği vardır. Hastaların tedavi olmak için bu alanda tecrübeli hekimleri tercih etmesi önerilir. Her Parkinson hastasının kendine has özel bir formu vardır. Bazı hastalarda hastalık yavaş ilerlerken, bazılarında hızlı ilerleyebilir veya bazı hastalarda non-motor keşifleri daha çok probleme neden olabilir. Bu yüzden her Parkinson hastasının tedavi reçetesi ona özel olmalıdır' şeklinde konuştu.</p>

<p>'İlaç dışı tedaviler arasında 3 farklı tedavi yöntemi daha bulunmaktadır'</p>

<p>Prof. Dr. Gültekin, 'İlaç dışı tedaviler arasında 3 farklı tedavi yöntemi daha bulunmaktadır. Bunlar; apomorfin cilt altı infüzyon tedavisi, Beyin pili ve Levodopa İntestinal jel tedavisidir. ERÜ Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Hastanesi Nöroloji Kliniğimizde bu tedavi hizmetleri de uygun olan hastalara sunulmaktadır. Beyin pili tedavisi her Parkinson hastası için uygun olmaz. Maalesef bu konuda toplumda-hastalar arasında büyük oranda yanlış bilgiler mevcuttur. Beyin pili tedavisi olmak isteyen veya bu konuda bilgi almak isteyen hastalar Parkinson konusunda uzman (Hareket bozukluğu uzmanı-Nörolog) hekimlere-nöroloji merkezlerine başvurmalıdır. Çünkü beyin pili tedavisi için uygun olmayan parkinson hastalarına, yanlış teşhis edilmiş Parkinson benzeri hastalık (Progresif Supranükleer Palsi, Multi Sistem Atrofi, Lewy cisimcikli Demans, Kortikobazal Dejenerasyon vb.) olan hastalara maalesef bu tedavinin verildiğini ve hastaların da memnun kalmayıp şehir şehir dolaştıklarını görüyoruz' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Fizyoterapi, hastalığın şiddetini azaltmaktadır'</p>

<p>Prof. Dr. Murat Gültekin, 'Parkinson hastaları uygun ilaç tedavisiyle birlikte devamlı uygun olan fizik tedavi yaparsa hastalığın şiddetinde azalma olduğu bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Bu yüzden her hastanın kendine göre bir fizyoterapi egzersizi uygulaması gerekmektedir' dedi.</p>

<p>Program, Prof. Dr. Murat Gültekin'in hastalardan gelen soruları cevaplandırılmasıyla son buldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/son-30-yilda-parkinson-hastaliginin-gorulme-sikligi-artti</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 16:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/04/agency/iha/son-30-yilda-parkinson-hastaliginin-gorulme-sikligi-artti.jpg" type="image/jpeg" length="49736"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ürolojide Robotik Cerrahinin Kullanım Alanı Hızla Genişliyor...]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/urolojide-robotik-cerrahinin-kullanim-alani-hizla-genisliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/urolojide-robotik-cerrahinin-kullanim-alani-hizla-genisliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıp alanındaki gelişmelerin cerrahi yöntemleri de kökten değiştirdiğini belirten Özel Sağlık Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Şahin Kabay, son teknolojiye sahip robotik cerrahinin özellikle üroloji alanında öne çıktığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Robotik cerrahi hakkında bilgi veren Kabay, “Robotik cerrahi, cerrahın ameliyatı bir konsol aracılığıyla yönettiği ileri teknoloji bir yöntemdir. Üç boyutlu yüksek çözünürlüklü görüntü ve hassas hareket kabiliyeti sayesinde klasik ameliyatlara göre çok daha kontrollü operasyonlar yapılmasını sağlar. Kullanım alanları oldukça geniştir ve her geçen gün de artmaktadır. En sık kullandığımız alanlardan biri prostat kanseridir. Bu hastalıkta uygulanan radikal prostatektomi ameliyatı robotik yöntemle oldukça başarılı sonuçlar vermektedir” diye konuştu.</p>

<p><strong>BİRÇOK HASTALIĞIN TEDAVİSİNDE KULLANILIYOR</strong></p>

<p>İyi huylu prostat büyümesinde de robotik cerrahinin kullanıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Şahin Kabay, “Özellikle büyük prostatlarda robotik basit prostatektomi yani 'RAPA' yöntemi etkili bir şekilde uygulanmaktadır. Bu yöntem hastalar için güvenli ve konforlu bir seçenek sunar” dedi.</p>

<p>Robotik cerrahinin kadın hastalarda da etkin şekilde kullanıldığını dile getiren Kabay, “Kadınlarda idrar kaçırma ve pelvik organ sarkması gibi durumlarda robotik cerrahiden faydalanıyoruz. Özellikle Burch operasyonu ve sakrokolpopeksi gibi ameliyatlar robotik sistemlerle daha hassas şekilde yapılabiliyor” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<strong>BAŞARILI SONUÇLAR VERİYOR</strong></p>

<p>Robotik cerrahinin diğer kullanım alanları hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Şahin Kabay şöyle devam etti: “Böbrek kanserinde hem radikal nefrektomi hem de parsiyel nefrektomi ameliyatlarını robotik cerrahiyle başarıyla gerçekleştiriyoruz. Ayrıca böbreküstü bezi hastalıklarında da bu yöntem sıklıkla tercih ediliyor. Üreteropelvik bileşke darlığında yapılan piyeloplasti robotik cerrahinin en başarılı olduğu ameliyatlardan biridir. Bunun yanında üreterovezikal darlıklarda üreteroneosistostomi ve vezikoüreteral reflü tedavisinde de robotik yöntemleri kullanıyoruz.</p>

<p>Taş hastalıklarında genellikle farklı tedavi yöntemleri tercih ediliyor. Ancak bazı özel ve karmaşık vakalarda böbrek ve üreter taşlarının tedavisinde robotik cerrahi uygulanabiliyor”</p>

<p><strong>AVANTAJ SAĞLIYOR</strong></p>

<p>Prof. Dr. Şahin Kabay, robotik cerrahinin yüksek çözünürlüklü görüntüleme özelliği ve esnek hareket kabiliyeti nedeniyle hem doktorlara hem de hastalara bir çok avantaj sunduğunu altını çizerek, şunları söyledi: “Daha küçük kesiler, daha az kanama, daha kısa hastanede kalış süresi ve hızlı iyileşme en önemli avantajlardır. Ayrıca ameliyat sırasında sağlanan hassasiyet sayesinde komplikasyon oranları da azalıyor. Robotik cerrahinin ürolojideki kullanım alanları hızla genişliyor. Önümüzdeki yıllarda bu teknolojinin çok daha fazla hastalıkta standart tedavi haline gelmesini bekliyoruz. Bu gelişmeler hem cerrahlar hem de hastalar için oldukça umut verici”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/urolojide-robotik-cerrahinin-kullanim-alani-hizla-genisliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/04/doktor.jpg" type="image/jpeg" length="34013"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Işıkhan duyurdu: 72 ilaç daha SGK geri ödeme listesine dahil edildi]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/bakan-isikhan-duyurdu-72-ilac-daha-sgk-geri-odeme-listesine-dahil-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/bakan-isikhan-duyurdu-72-ilac-daha-sgk-geri-odeme-listesine-dahil-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, aralarında kanser ilaçlarının da bulunduğu 69’u yerli üretim 72 ilacın daha Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) geri ödeme listesine dahil edildiğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, aralarında kanser ilaçlarının da bulunduğu 69’u yerli üretim 72 ilacın daha Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) geri ödeme listesine dahil edildiğini duyurdu.</p>

<p>Bakan Işıkhan paylaşımında, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla önemli bir adım attıklarını belirterek, “Kanser başta olmak üzere birçok hastalıkla mücadelede kullanılan ilaçlara ve tedavi yöntemlerine erişimi kolaylaştırıyoruz. Sosyal Güvenlik Kurumumuz aracılığıyla geri ödeme listemizin kapsamını genişlettik. 69’u yerli üretim olmak üzere 72 ilacı daha listemize dahil ettik. Hastalarımıza şifa olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Işıkhan, bu ilaçlardan 6’sının kanser, 6’sının kronik immün trombositopenik purpura (ITP), 6’sının diyabet, 5’inin kolesterol, 3’ünün multiple skleroz (MS) ilacı olduğunu kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/bakan-isikhan-duyurdu-72-ilac-daha-sgk-geri-odeme-listesine-dahil-edildi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/04/ilac-2.jpg" type="image/jpeg" length="65916"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından vertigoyu azaltan besin önerileri]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/uzmanindan-vertigoyu-azaltan-besin-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/uzmanindan-vertigoyu-azaltan-besin-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, vertigo hastalığına değinerek; 'Paketli gıdalar katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, vertigo hastalığına değinerek; 'Paketli gıdalar katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor' dedi.</p>

<p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, Ramazan ayı dolayısıyla ve yaz aylarının yaklaşmasıyla vatandaşların vertigoyla karşı karşıya kalabileceklerini söyledi. Vertigonun belirtilerine değinen Özger, semptomların daha az görülmesi ve vertigodan korunmak için beslenme önerilerinde bulundu. Paketli gıdalar ve dondurulmuş ürünlerin tüketilmemesi gerektiğini ifade eden Özger; 'Ramazan süreci ve yazın gelmesiyle birlikte vücudumuzdaki sıvı oranı azalmaya başlıyor. Bununla birlikte vertigo ile karşılaşabiliyoruz. Vertigo ile beraber baş dönmesi, denge kaybı, bulantı ve kulak çınlaması gibi semptomlarla karşılaşabiliyoruz. Bunun sebebi, iç kulaktaki denge mekanizmasının bozulmasından kaynaklanıyor. Vertigonun tedavisinde beslenme büyük bir önem taşıyor. Bu süreçte vertigonun beslenme ile ilgili olan tedavisini konuşacağız. Dondurulmuş gıda ürünlerini bu süreçte sodyum içerdiğinden dolayı önermiyoruz. Sodyum içeriği yüksek olan besinler vertigoyu tetikleyebiliyor. Paketli gıdalar ise katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz oranı, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor. Bu yüzden olabildiğince tuzlu gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Vertigo için kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalara da dikkat etmemiz gerekiyor. Kırmızı et ve dışarıdan aldığımız işlenmiş etler, kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalar sınıfına giriyor. Bunların tüketimini azaltmamız gerekiyor. Kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalar aynı şekilde kan dolaşımını etkileyerek vertigo semptomlarını artırabiliyor' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Bu süreçte alışkanlıklarımızın değişmesi gerekiyor'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu süreçte alışkanlıkların değişmesi gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Özger, kafein ve alkollü içeceklerden uzak durulması gerektiğini belirterek; 'Bizler günde 2-2,5 litre kadar su tüketiminin artırılmasını istiyoruz. Akdeniz tipi beslenmeyi öneriyoruz. Akdeniz tipi beslenmede meyve tüketimi çok önemlidir. C vitamininden zengin meyveleri tüketerek; çilek, yaban mersini, ananas, narenciye, kayısı ve üzüm gibi besinlerin tüketimini artırabiliriz. Bu besinlerle vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabiliriz. Kuru yemiş olarak fındık, badem ve ceviz tüketimi de vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir. Sebze tüketimi olarak kuşkonmaz, ıspanak ve diğer yapraklı sebzelerden faydalanabiliriz. Brokoli ve biber gibi C vitamininden zengin sebzelerle birlikte bu süreci daha rahat bir şekilde atlatabiliriz. Ayrıca ne kadar az yağlı protein tüketirsek o kadar iyi olur. Derisiz tavuk, balık ve kinoa gibi besinlerle birlikte vertigonun oluşturduğu baş dönmesi azaltılabilir. Bu süreçte alışkanlıklarımızın değişmesi gerekiyor. Kafein ve alkol tüketimini olabildiğince kısıtlamalarını istiyoruz. Bunların yerine daha fazla taze meyve ve sebze tüketiminin artması, evde yapılan fırın yemeklerinin tercih edilmesi, tam tahıllı gıdaların tüketilmesi ve omega-3 açısından zengin beslenmek oldukça fayda sağlayacaktır. Evde kullandığımız dondurulmuş gıdaların tüketimini azaltalım. Kızartılmış ve paketli gıdalardan uzak duralım. Trans yağlı yiyeceklerden de uzak durmak vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olacaktır' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/uzmanindan-vertigoyu-azaltan-besin-onerileri</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/03/agency/iha/uzmanindan-vertigoyu-azaltan-besin-onerileri.jpg" type="image/jpeg" length="13093"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolon kanserine 'kolonoskopi' önerisi]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/kolon-kanserine-kolonoskopi-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/kolon-kanserine-kolonoskopi-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, kolon kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılmasını önerdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, kolon kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılmasını önerdi.</p>

<p>Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de mart ayının 'Kolon (Kolerektal) Kanseri Farkındalık Ayı' olarak kabul edildiğini dolayısıyla toplumsal bilincin artırılmasının hedeflendiğini, Türk Gastroenteroloji Derneği Kayseri Şubesi olarak Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Hastanesi Poliklinikler Girişinde halkı bilgilendirmek amacıyla stant açtıklarını söyledi. Bu stantta halka yönelik bilgi verici broşürlerin dağıtıldığını ve sözel olarak konu hakkında aydınlatma yapıldığını, kolonoskopi taraması için dâhiliye-gastroenteroloji polikliniklerine başvurulmasının önerildiğini ifade etti.</p>

<p>'Herkesin 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılması önerilmektedir'</p>

<p>Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, 'Kolon (kalın barsak) kanseri tüm dünyada hem kadın hem erkek hastalarda en sık görülen üçüncü kanserdir. Herkesin 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Kolonoskopi işlemi ile erken tanı konmakta ve bu durum hayati önem taşımaktadır. Aile üyeleri ve akrabalarda kolon kanseri öyküsü varsa daha erken yaşlarda kolonoskopi yapılması önerilmektedir' dedi.</p>

<p>Doç. Dr. Sezgin, 'Karın ağrısı, rektal kanama, kilo kaybı, dışkılama zorluğu, barsak alışkanlığında değişiklik, yeni başlayan kabızlık, kansızlık gibi şikayeti olan hastaların mutlaka doktora başvurması ve kolon kanseri yönünden kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Daha önce kolonoskopi yapılan kişilerde kolonda polip tespit edilmiş ise takip edilmesi ve yeniden kolonoskopi yapılması gerekir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kolon kanserinin risk faktörleri</p>

<p>Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, 'Kolon kanseri yönünden risk faktörleri; ileri yaş, ailede kanser öyküsü, işlenmiş et tüketimi, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımıdır. Korunma yolları; lifli gıdalarla beslenmek, kırmızı et tüketimini azaltmak, fiziksel aktiviteyi artırmak ve tarama kontrollerini ertelememek çok önemlidir' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doç. Dr. Sezgin, 'Kolon kanseri kolonda polip tespit edildiğinde polipektomi işlemi ile bu lezyonların alınmasından dolayı önlenebilir bir kanserdir. Bu nedenle Mart ayı kolon kanseri farkındalık ayı olarak ilan edilmiştir. Her yıl 81 ilimizde kolon kanseri farkındalığını artırmak, kolon kanseri taramasının önemini vurgulamak ve kişinin kolon, rektum ve anüs kanserine yakalanma riskini azaltmak için çeşitli etkinlikler gerçekleşmektedir' dedi.</p>

<p>Sezgin, 'Unutmayın, kolon kanseri taraması yaptırmak, sevdiklerinizle daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmenin çok kıymetli bir yoludur' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/kolon-kanserine-kolonoskopi-onerisi</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/03/agency/iha/kolon-kanserine-kolonoskopi-onerisi.jpg" type="image/jpeg" length="77407"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[10 yaşındaki Rümeysa ‘KANKA’ ile kanseri yendi, klasik otomobille şehir turu attı]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/10-yasindaki-rumeysa-kanka-ile-kanseri-yendi-klasik-otomobille-sehir-turu-atti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/10-yasindaki-rumeysa-kanka-ile-kanseri-yendi-klasik-otomobille-sehir-turu-atti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri’de kanser tedavisini başarıyla tamamlayan 10 yaşındaki Rümeysa Dumlu için anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Klasik otomobille gezme hayali kuran Rümeysa için, Erciyes Klasik Otomobilciler Derneği tarafından bir klasik aracın arka camına “Ben kanseri yendim, mutluluğuma ortak olmak için kornaya bas” yazılı afiş asılırken şehir turunda vatandaşlar korna çalarak Rümeysa’nın mutluluğuna ortak oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KANKA Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Hastanesi’nde yaklaşık bir buçuk yıl süren zorlu kanser tedavisini büyük bir azim ve ailesinin güçlü desteğiyle başarıyla tamamlayan Rümeysa Dumlu, unutulmaz bir gün yaşadı.<br />
Klasik otomobille gezme hayali kuran Rümeysa için Erciyes Klasik Otomobilciler Derneği üyeleri tarafından bir etkinlik düzenlendi. Ailesiyle birlikte bir klasik araca binen ve şehir turunda gezen Rümeysa için aracın arka camına “Ben kanseri yendim, mutluluğuma ortak olmak için kornaya bas” yazılı afiş asılırken vatandaşlar korna çalarak Rümeysa’nın mutluluğuna ortak oldu.<br />
Hayalini gerçeğe dönüştürmenin mutluluğunu yaşayan Rümeysa’ya, Erciyes Klasik Otomobilciler Derneği üyeleri tarafından günün hatırası olarak klasik araba minyatürü de hediye edildi.<br />
Tedavi sürecinde umudunu hiç kaybetmediğini belirten 10 yaşındaki Rümeysa Dumlu, “Buradan KANKA Hastanesi’ne ve Yasin abiye teşekkür ediyorum. Bu süreci çok zor atlattım, çok zor anlardı benim için. Arkadaşlarımdan ayrı kaldım. Bugünkü gezi beni çok mutlu etti. Mutluluğuma ortak oldular, onlar kornaya bastıkça ben biraz daha mutlu oldum. Diğer çocuklar da hiç korkmasın. Benim gibi umutlu olurlarsa iyileşme vardır. Umut varsa iyileşmek de vardır” şeklinde konuştu.<br />
Rümeysa Dumlu’nun annesi Sevim Dumlu ise hastalık ve tedavi süreciyle ilgili olarak, “Hastalığı B ALL lösemi teşhisi aldı. 12 Haziran 2024’te şikayetleri halsizlik, karın ağrısı, ayak bileklerinde şişme olarak gittik. Kan değerleri tamamen düşmüştü. Bizi KANKA’ya gönderdiler. Orada bir kan aldılar, yayma falan yaptılar. Periferik yayma sonucunda B ALL lösemi olduğu anlaşıldı. Bizi direkt hastaneye yatırdılar. 35 gün bir tedavi süreci aldık. Sonrasında ayaktan tedavilerle hastaneye gidip, gelmeyle süren bir tedavi süreci geçirdi. Daha sonra nakil kararı verildi. Yüksek riskli lösemi olduğu için 2024 yılı aralık ayında hastaneye biz yattık. 2024 yılında 3 aylık bir nakil süreci geçirdi. Şu anda da nakil tuttu, iyi bir oranda. Şu an kan değerleri de normal. Hastalığı atlattı, aylık kontrolle devam ediyoruz. Bayağı bir zorlu süreç geçirdi. Aileden ayrı kaldı bu süreçte. Tabii babanın servise girmesi yasaktı, biz ikimizdik. Onun dışında şu an iyi yani çok şükür. Bugün de Yasin bey aradı bizi, KANKA Derneği’nin hayırseveri Rümeysa’ya otomobil gezisi düzenlediğinden bahsetti. Rümeysa’nın hoşuna gideceğini söyledi. Biz de kabul ettik. Rümeysa da çok mutlu” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Küçük Rümeysa’nın hayalini gerçeğe dönüştüren Erciyes Klasik Otomobilciler Derneği Yönetim Kurulu üyesi Yaşar Barık, derneklerinin sürekli olarak bu tarz sosyal sorumluluk projelerinde yer aldığını belirterek “Bugün burada bizler için en güçlü motorlardan daha büyük bir yüreğe sahip olan bir şampiyonu ağırlıyoruz. Rümeysa’nın bizlerden bir talebi oldu, hayali klasik otomobillerle gezmekmiş. Bizler KANKA Derneği ve Erciyes Klasik Otomobilciler Derneği olarak sürekli bu tarz sosyal işlerde yer alıyoruz. Bugün de Rümeysa’nın zaferini kutlamak için bir Kayseri turu attık, kendisinin bir hayalini gerçekleştirdik. Umarım Rümeysa bu umudu, inancı, azmi diğer çocuklara da örnek olur, hepsi sağlığına kavuşurlar. Bizler için de güzel bir etkinlik oldu. Tekrardan kendisini tebrik ediyorum, hayatta her zaman başarılar diliyorum, yolu açık olsun” diye konuştu.<br />
Erciyes Klasik Otomobilciler Derneği Genel Sekreteri Sergen Kütük ise, “Biz Rümeysa kızımıza Yasin bey aracılığıyla ulaştık. Rümeysa kızımızın da bizden bir isteği oldu, klasik otomobillerle gezmek. Aynı bu arabalar gibi demir iradeye sahip olup hastalığı yendiği için biz de onunla beraber bir tur attık. Hayatta başarılar diliyorum, istediği hedeflerine inşallah ulaşır. Bir gün kendisi de derneğimizin altın bir üyesi olursa biz de çok mutlu oluruz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/10-yasindaki-rumeysa-kanka-ile-kanseri-yendi-klasik-otomobille-sehir-turu-atti</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 23:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/03/rumeysa.jpg" type="image/jpeg" length="41080"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolon kanseri riskini artıran bu faktörlere dikkat!]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/kolon-kanseri-riskini-artiran-bu-faktorlere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/kolon-kanseri-riskini-artiran-bu-faktorlere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Halit Karaca, kolon kanseri ile ilgili önemli bilgiler verdi. Doç. Dr. Karaca; 'Aşırı alkol tüketimi, sigara tiryakiliği, obezite, işlenmiş raf ömrü uzun gıdalar, insülin direnci, aşırı radyasyon maruziyeti ve bağışıklık sisteminin baskılanması riski artırmaktadır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Kayseri Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Halit Karaca, kolon kanseri ile ilgili önemli bilgiler verdi. Doç. Dr. Karaca; 'Aşırı alkol tüketimi, sigara tiryakiliği, obezite, işlenmiş raf ömrü uzun gıdalar, insülin direnci, aşırı radyasyon maruziyeti ve bağışıklık sisteminin baskılanması riski artırmaktadır' dedi.</p>

<p>Kolon kanseri (kolorektal kanserler); özellikle beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları nedeniyle son yıllarda sık görülüyor. Dünya genelinde en sık tanı alan üçüncü kanser türü ve kansere bağlı ölümlerin en sık ikinci nedeni olan kolon kanserinin, ülkemizde ve dünyada 45 yaş altında görülme sıklığı giderek artıyor. Ancak teşhis ve tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde yaşam kalitesi ve süresi artırılabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Halit Karaca, kolon kanseri ile ilgili önemli bilgiler verdi. Karaca; 'Toplumdaki kolon kanseri vakalarının yüzde 70'i farklı zamanlarda ve öngörülemez şekilde ortaya çıkmaktadır. Kalıtsal genetik mutasyonlara sahip durumlar, vakaların yüzde 3-5'ini oluşturmaktadır. Hastaların yaklaşık yüzde 20- 25'inde güçlü bir aile öyküsü bulunmaktadır. Yani kalıtsal bir mutasyon nedeniyle kolon kanseri ortaya çıkmaktadır. Kalıtsal genetik nedenli vakaların dışındaki kolon kanserinde tanı konulan ortalama yaş 65'in üzerindedir. Ailede kolon kanseri vakasının olması, kişinin de bu hastalığa yakalanma riskini artırır. Kalıtsal kolon kanseri ile ilgili mutasyonlar yani HNPCC, FAP ve Peutz-Jegher polipozisi gibi, kolon kanseri riskini artıran genetik durumlardır. Kolonoskopi taramasında belirlenen adenomlar: Kanser riski en yüksek seviyede polipler de (villöz adenomlar, tübülo-villöz adenomlar) görülmektedir. Ülseratif kolitin, iltihabi bağırsak hastalığı tanısından sonraki ilk 10 ila 20 yıl içinde tahmini yıllık kanser görülme sıklığı yüzde 0,5'dir. Bundan sonra yılda ise yüzde 1'e yükselmektedir. Crohn hastalığı, ileokolik bölgede mevcutsa kanser riskini artabilir. Aşırı alkol tüketimi, sigara tiryakiliği, obezite, işlenmiş raf ömrü uzun gıdalar, insülin direnci, aşırı radyasyon maruziyeti ve bağışıklık sisteminin baskılanması riski artırmaktadır. Kolon kanserinde klinik muayeneler ve tarama yoluyla erken teşhis, görüntülemedeki gelişmelerle daha doğru evre belirleme, cerrahi tekniklerdeki iyileşmenin yanı sıra kemoterapi ve radyasyondaki ilerlemeler sayesinde yaşam süresi uzamaktadır. Özellikle doğru planlanan kemoterapi, yeni nesil akıllı ilaçlar ve immunoterapiler sayesinde vücudun diğer bölgelerine yayılan kanserli hücrelerle mücadelenin başarısı artmaktadır. Kolon kanseri için uygulanan kemoterapi, vücuttaki hızlı büyüyen kanser hücrelerini yok etmeyi amaçlamaktadır. Bu ilaçlar genellikle damar yoluyla ya da tablet şeklinde ağızdan alınmaktadır. Kolon kanseri tedavisinde kemoterapi genellikle cerrahi, radyoterapi, hedefli tedavi (akıllı ilaçlar) veya immünoterapi gibi diğer tedavilere ek olarak kullanılır. Kemoterapi, iyileşme şansını artırmak ya da kanserin tekrarlama riskini azaltmak, belirtileri hafifletmek veya kanser hastalarının daha uzun ve daha kaliteli bir yaşam sürmelerine yardımcı olmak için kullanılır. Kemoterapi, cerrahi öncesi ya da sonrasında hastalarında sağ kalım oranını yükseltmektedir. Hastaların 4'te 3'ünün ameliyat sayesinde ek tedavi ile nüks oranları azalırken genel sağ kalımı iyileştirme çabası, kolon kanseri tedavisinin evriminde önemli bir adım olmuştur' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tekrarlama riskine karşı kemoterapinin önemine değinen Doç. Dr. Halit Karaca; 'Kolon kanseri ameliyatından sonra, varsa kalan kanserli hücreleri yok etmek ve tekrarlama riskini azaltmak için genellikle adjuvan kemoterapi olarak adlandırılan tedavi önerilir. Adjuvan kemoterapiye çoğunlukla kolon kanseri ameliyatından sonraki 8 hafta içinde başlanmaktadır. Ameliyattan sonra kansere dair hiçbir kanıt kalmasa bile, kanserin tekrarlama veya vücudun diğer bölgelerine yayılma (metastaz) riski yüksekse, adjuvan kemoterapi yine de önerilebilir. Kolon kanserinin bulunduğu bölgenin yakınındaki lenf düğümlerinde kanser hücreleri varsa, kalın bağırsakta kanser bölgesinde perforasyon adı verilen bir yırtık oluşmuşsa, kanser hücreleri, hızlı büyüyen ve yayılan, az farklılaşmış veya yüksek dereceli kanser hücreleri olarak adlandırılan türdense, kanser bağırsakta tıkanıklığa yani obstrüksiyona neden oluyorsa risk artabilmektedir. Bu durumda kişiye özel tedavi yöntemleri uygulanarak başarı şansı artırılmaktadır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/kolon-kanseri-riskini-artiran-bu-faktorlere-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/03/a-w668145-01.jpg" type="image/jpeg" length="41964"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Miyop dediğimiz tablo sadece bir göz numarası değildir, kontrol altına alınması gerekir']]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/uzmani-uyardi-miyop-dedigimiz-tablo-sadece-bir-goz-numarasi-degildir-kontrol-altina-alinmasi-gerekir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/uzmani-uyardi-miyop-dedigimiz-tablo-sadece-bir-goz-numarasi-degildir-kontrol-altina-alinmasi-gerekir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Alpaslan Koç; 'Miyop dediğimiz tablo, sadece bir göz numarası değildir. Bu çok önemli bir durumdur ve kontrol altına alınması gerekir. Eğer sizde 1 numara bile miyop varsa çocuklarınızı yılda bir kez kontrole getirmelisiniz' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Alpaslan Koç; 'Miyop dediğimiz tablo, sadece bir göz numarası değildir. Bu çok önemli bir durumdur ve kontrol altına alınması gerekir. Eğer sizde 1 numara bile miyop varsa çocuklarınızı yılda bir kez kontrole getirmelisiniz' dedi.</p>

<p>Miyobun basite indirgenebilecek bir hastalık olmadığının altını çizen Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Alpaslan Koç; 'Miyop, gözün ön-arka çapının normalden daha büyük olması ve kırma gücünün fazla olması nedeniyle çocukların görüntüleri net bir şekilde görememesi anlamına gelir. Bu, kontakt lens ve gözlüklerle netleştirebildiğimiz bir durumdur. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bir miyop pandemisinden bahsediyor. Öyle ki, 2050 yılına geldiğimizde her iki kişiden birinin miyop olacağını söyleniyor. DSÖ, toplumsal olarak miyoba karşı önlem alınması gerektiği konusunda göz hekimlerini uyarıyor. Dolayısıyla, miyoba basit bir gözlük numarası olarak bakmamamız gerekiyor. Önemli bir hastalıktır' dedi.</p>

<p>'Çocukta göz numarası 1 ile 3 derece arasındaysa göz arkasında yırtılma riski 3 kat artıyor'</p>

<p>Miyobun; basit miyop ve dejeneratif miyop olarak ikiye ayrıldığı bilgisini veren Dr. Koç, dejeneratif miyop hakkında şu bilgileri verdi;</p>

<p>'Dejeneratif miyop dediğimiz tablo; 6 numaranın üzerinde olduğu, göz arkasında ciddi değişikliklerin bulunduğu ve hastanın görmesinin yüzde 100'e çıkmadığı durumları ifade eder. Toplumda miyop çocukların sayısı arttıkça dejeneratif miyop sayısı da giderek artabilmektedir. Çocuğun göz numarasının 5 olması ile 10 olması arasında çok büyük farklar vardır. Eğer çocukta göz numarası 1 ile 3 derece arasındaysa göz arkasında yırtılma riski 3 kat artarken, 3-5 derece miyop olan çocuklarda bu risk 9 kat artmaktadır. 5-7 derece miyop olan çocuklarda bu durum 22 katına çıkarken, 7 numaranın üzerine geldiğimizde risk 44 katına kadar çıkabilmektedir. Miyop dediğimiz tablo sadece bir göz numarası değildir. Bu çok önemli bir durumdur ve kontrol altına alınması gerekir. Eğer sizde 1 numara bile miyop varsa çocuklarınızı yılda bir kez kontrole getirmelisiniz. Çocuklar bize geldiğinde bu çocukların dejeneratif miyopa gidip gitmeyeceğini anlamamız için gözün ön-arka çapının kaç olduğu bizim için çok önemlidir. Çocuğun normal büyüme döneminde bu ön-arka çap ortalama yılda 0.1 ile 0.2 milimetre arasında büyüme gösterir. Ancak bu durum 0.3 milimetreden fazla büyüme gösterirse bunu bir an önce tespit edip o çocuk üzerinde miyop kontrolünü başlatmamız gerekir'</p>

<p>'Çocukların göz derecesi büyümeden ilerlemesini durdurmak bizim için çok önemlidir'</p>

<p>Çocuklarda göz derecesinin büyümeden ilerlemesinin durdurulmasının önemine dikkat çeken Dr. Koç; '18 yaşından sonra hastanın korneası uygunsa gözü lazerle çizerek 10 numaraya kadar göz numarasını sıfırlayabiliyoruz. Çizdirmeye uygun değilse, 15-20 numara olsa bile göz içi mercekler ile göz numarasını sıfırlayabiliyoruz. Ancak göz numarasını sıfırladığımız bir çocuk ile normalde sıfır numara olan bir çocuk göz sağlığı açısından birebir aynı değildir. Aileler ameliyatla numara sıfırlanınca miyoptan tamamen kurtulduklarını sanıyorlar. Biz ameliyatla göz numarasını sıfırlasak bile göz arkası hâlâ büyük olduğu için yırtılma ve patlama riski devam etmektedir. Bu nedenle çocukların göz derecesi büyümeden ilerlemesini durdurmak bizim için çok önemlidir. Aileler genellikle çocukları 6-7 derece miyop olduktan sonra araştırma yapıyor ve 'Nereye kadar ilerleyecek?' sorusunu soruyorlar. Oysa çocuk 7 yaşındayken 1 numara miyopsa miyop kontrol programını başlatıp 6-7 numara olmadan kontrol altına almak çok daha önemlidir. Çocuklar saatlerce yakına bakmamalı, uzun süre kesintisiz okumamalıdır. Eğer 1 saat yakına bakıyorsanız mutlaka ara verip 10 dakika uzağa bakın. Sürekli yakına bakıp göz uyumunu artırmak miyop ilerlemesini hızlandırır. Bu nedenle 1 saat yakına bakıldığında gözleri 5-10 dakika dinlendirmek gerekir. Çocukların oda aydınlatmaları çok iyi olmalıdır. Oda ortamı loşsa miyop artışı görülebilir. Çocukların günde 1-2 saat açık havada vakit geçirmesi göz numarasının ilerlemesini yaklaşık yüzde 30 oranında durdurmaktadır. Dışarıda çocuk sürekli uzağa baktığı için yakına bakarken çalışan mekanizmalar devre dışı kalır ve miyop ilerlemesi yavaşlar. Çocukların karanlık ortamda tablet veya telefonla film izlemesi ya da oyun oynaması göz numarasını en çok artıran durumlardan biridir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Miyop gözlüklerini çocukların 12 saat takması gerekiyor'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Miyop tedavisi hakkında bilgi veren Dr. Koç; 'Ülkemizde yaklaşık 2 buçuk yıldır miyop kontrol camları bulunmaktadır. Göz numarasının ilerlemesini durdurmada faydasını gördük. Bu miyop gözlük camlarını mutlaka öneriyorum. Çocukların bu gözlükleri günde yaklaşık 12 saat takması gerekiyor. Ayrıca atropin sülfat damla ile gözün ön-arka çapındaki büyümeyi durdurabiliyoruz. Eskiden yüzde 1'lik dozda kullanıyorduk ve yan etki olarak çocuklar yakını göremiyor, gözlerde kızarıklık oluşuyordu; ancak göz numarasını durduruyordu. Şu anda yapılan çalışmalarla çok daha düşük dozlarda bu yan etkilerin neredeyse hiç olmadığı ve miyop ilerlemesini durdurabildiği gösterildi. Benim miyopa karşı elimdeki en büyük silahlardan biri atropin damladır. Gözlük camlarına rağmen göz numarası ilerleyen çocuklara atropin damla veriyoruz. Ortokeratoloji lensleri ise 'gece lensi' olarak bilinmektedir ve hastalardan oldukça iyi geri dönüşler almaktayız. Çocuk gece yatarken lenslerini takıyor, sabah kalktığında lensleri çıkarıyor ve göz numarası sıfır oluyor. Gün içinde başka lens kullanmadan ortokeratoloji lensleri sayesinde göz derecesi sıfır olabiliyor. Ayrıca bu lensler göz numarasının büyümesini yavaşlatıyor. Miyopun basit bir gözlük numarası olmadığını, bir toplum ve halk sağlığı sorunu olduğunu bilmemiz ve bu konuda bilinçli olmamız gerekiyor' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/uzmani-uyardi-miyop-dedigimiz-tablo-sadece-bir-goz-numarasi-degildir-kontrol-altina-alinmasi-gerekir</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/03/agency/iha/uzmani-uyardi-miyop-dedigimiz-tablo-sadece-bir-goz-numarasi-degildir-kontrol-altina-alinmasi-gerekir.jpg" type="image/jpeg" length="49322"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alışılmış öfke normalleşiyor]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/alisilmis-ofke-normallesiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/alisilmis-ofke-normallesiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, toplumda görülen şiddete maruziyetin beyinde normalleştiğini söyleyerek, 'Maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıralanmış bir hale geliyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, toplumda görülen şiddete maruziyetin beyinde normalleştiğini söyleyerek, 'Maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıralanmış bir hale geliyor' dedi.</p>

<p>İnsanların öfkesini dönüştüremediği zaman bir başkasına yönelttiğini söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, 'Son dönemde artan şiddet olaylarını konuşurken sadece bireysel öfkeye bakmak yeterli olmaz. Çünkü şu anda yoğun bir duygu yönetememe krizi yaşıyoruz. Artık insanlar üzülmeyi de reddedilmeyi de hayal kırıklığı yaşamayı da kaybetmeyi de tolere edemiyorlar. Her şey çok hızlı her şey çok anlık her şey çok tepkisel bir halde ve bu yüzden de aslında artık bu hız kültüründe duygular işlenemiyor. Duygular bastırılıyor ve her bastırılan duygu ne yazık ki bir yerde patlak veriyor. Bir diğer mesele de artık şiddete çok fazla maruz kalıyoruz. Televizyonlar, diziler, haberler, sosyal medyadaki bütün içerikler. Biz maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıralanmış bir hale geliyor. Oysaki şiddet çoğu zaman güç göstergesi değil, regüle olamayan yani sakinleşemeyen bir sinir sisteminin çığlığı olarak gördüğümüz tablolar var. Duygusunu yönetemeyen insan davranışını da yönetemiyor ve bu noktada artık öfke tek başına bir problem değil, öfkeyle kişinin ne yaptığı problem haline geliyor. Bu aşamadan sonra artık bizim bakmamız gereken sadece çözüm olarak cezaları konuşmak değil. Şiddet bir anda ortaya çıkmıyor. Yıllarca bastırılmış duyguların, yönetilemeyen öfkenin ve düşen bir tahammül eşiğinin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bu tepki de bu doğal hızda artık toplumda İnsanlar hayal kırıklığı ile baş etmeyi öğrenmez ise reddedilmeyi taşıyamazsa, öfkesini dönüştüremez ise artık o öfkeyi bir başkasına yöneliyor halde görüyoruz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hamurcu, bireylere çocuk yaşta öfkeyle başa çıkmanın öğretilmesi gerektiğini söyleyerek, 'Şimdi burada çözümü sadece tabi ki de cezaları konuşmak olarak göremeyiz. Aynı zamanda duygusal dayanıklılığı arttırmakla başlayabiliriz. Yani çocuklara küçük yaşta duygusal regülasyonu öğretmek, hayır ifadesi ile baş etmeyi öğretmek, reddedilmeyi kişisel bir yıkım olarak algılamamayı öğretmek, burada ebeveynlere ve topluma çok ciddi bir görev olarak düşüyor. Gerektiğinde de terapiyi zayıflık değil bir güç alanı olarak göstermek burada bizlere düşen en önemli görevlerden birisidir. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki güçlü insan bağıran insan değil öfkesini yönetebilir insandır. Yani alışılmış sıralanmış öfke artık birçok kişi için bir tehdit haline gelmiyor ve 'ben de öfkemi bu şekilde gösterebilirim' diye bir kelebek etkisi ile öfkenin yayıldığını artık toplumda da görmüş oluyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/alisilmis-ofke-normallesiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/03/agency/iha/alisilmis-ofke-normallesiyor.jpg" type="image/jpeg" length="96644"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Market alışverişlerine dikkat! Besin etiketinde nelere dikkat etmeli?]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/market-alisverislerine-dikkat-besin-etiketinde-nelere-dikkat-etmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/market-alisverislerine-dikkat-besin-etiketinde-nelere-dikkat-etmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Diyetisyen Aslınur Yaşar Kolsuz, marketten yapılan besin alışverişlerinde dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KAYSERİ (1HA)- Market alışverişlerinde besin etiketinin önemine dikkat çeken Uzman Diyetisyen Aslınur Yaşar Kolsuz, “Marketten doğru besini seçmek, besin etiketini anlamakla başlar. Besin etiketi okumak, sağlıklı beslenmenin en temel ama en çok ihmal edilen adımlarından biri” dedi.</p>

<p></p>

<p>Uzman Diyetisyen Aslınur Yaşar Kolsuz, marketten yapılan besin alışverişlerinde dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.</p>

<p></p>

<p>Besin etiketi okumanın önemine değinen Uzman Diyetisyen Aslınur Yaşar Kolsuz; “Marketten doğru besini seçmek, besin etiketini anlamakla başlar. Besin etiketi okumak, sağlıklı beslenmenin en temel ama en çok ihmal edilen adımlarından biri. Etiketi hızlı okumanın üç yolundan bahsedeceğim. Birincisi içindekiler kısmı; içindekilerde yazan ilk üç madde bizim için çok önemlidir. Çünkü içindekiler kısmında ilk üç yazan madde, besinin içerisinde bulunan, en fazla bulunan üç üründür. Burada şeker, şurup, rafine karbonhidrat çeşitleri varsa o besin benim için kesinlikle sağlıklı değildir, uzak durmam gerekir diyebiliriz. İkincisi şekerin diğer İsimleri, şekerin tek bir adı yok, bunu bilmek lazım. Besin etiketinde, ambalajında sadece "şeker" kelimesine odaklanırsak burada hata yapmış oluruz. Glikoz, Glikoz şurubu, Fruktoz, Fruktoz şurubu, Mısır şurubu, Maltodekstrin, İnvert şeker. Bunların tamamı şekerin diğer isimleridir. İsimler farklı ama vücuttaki etkisi aynıdır; kan şekerimizi çok hızlı yükseltir ve metabolik yük oluşturur. O yüzden şekerin diğer isimlerine de dikkat edip onların bulunduğu ürünlerden uzak durmaya çalışmak lazım” açıklamasını yaptı.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Besin tablosunda dikkat edilmesi gerekenleri dile getiren Uzman Diyetisyen Kolsuz; “Üçüncü olarak besin tablosu. Tabii tek tek besin tablosuna odaklanmak, kaç yazıyor diye bakmak zor olur. Ama genel hızlı bir şekilde şuna bakmak çok kıymetli: bir besin sadece karbonhidrattan oluşuyorsa kan şekerini hızlı yükseltir; dengesiz ve sağlıksız bir besindir. Eğer bir besinin lif satırı yüksekse, o besin sağlıklı ve kan şekerini dengeli yükselten besin grubuna girmiş olur. O nedenle karbonhidrat-lif dengesi çok önemli. Ayrıca besin tablosunda karbonhidrat, protein, yağ ve lifin tamamının benzer bir dengede olması gerekir. Sadece birinin yüksek olduğu besinler, benim sağlıklı kabul etmediğim besinlerdir. Bu şekilde besin tablosunu yorumlayabilir, sağlıklı seçimler yapabilirsiniz. Daha bilinçli seçimler, daha sağlıklı bir yaşam getirir bize” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/market-alisverislerine-dikkat-besin-etiketinde-nelere-dikkat-etmeli</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 15:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/03/market.jpg" type="image/jpeg" length="17121"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Koltuk Altındaki Şişlik Her Zaman Masum Değil]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/koltuk-altindaki-sislik-her-zaman-masum-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/koltuk-altindaki-sislik-her-zaman-masum-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ektopik Meme Dokusu Uyarısı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Prof. Dr. Ahmet Karacalar, koltuk altında görülen bazı şişliklerin basit bir yağlanma sanılmaması gerektiğini belirterek, bu yapıların ektopik meme dokusu olabileceğine dikkat çekti. Karacalar, özellikle adet dönemlerinde ya da hamilelikte büyüme ve hassasiyet gösteren şişliklerin mutlaka uzman değerlendirmesinden geçmesi gerektiğini vurguladı.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Koltuk altında fark edilen şişlikler çoğu zaman yağ dokusu ya da basit bir yumuşak doku artışı olarak düşünülse de, bazı durumlarda altta farklı bir neden yatabiliyor. Prof. Dr. Ahmet Karacalar, anne karnındaki gelişim sürecine bağlı olarak <a href="http://ahmetkaracalar.com/gogus-buyutme-silikon/" rel="nofollow" target="_blank">göğüs</a> bölgesi dışında da meme dokusu oluşabileceğini söyledi.</p>

<p>Karacalar’ın verdiği bilgiye göre, anne karnında bebek gelişimi sırasında koltuk altından kasığa kadar uzanan ve “süt hattı” olarak adlandırılan bir yapı meydana geliyor. Bebek büyüdükçe bu hatta yer alan yapılar büyük ölçüde kayboluyor ve yalnızca göğüs bölgesindeki yapı kalıyor. Daha sonra meme dokusu da bu bölgede gelişiyor. Ancak bazı durumlarda göğüs dışındaki yapılar tamamen kaybolmadığı için, vücudun farklı bölgelerinde de meme dokusu gelişebiliyor.</p>

<p>Bu durumun en sık koltuk altında görüldüğünü belirten Prof. Dr. <a href="http://ahmetkaracalar.com/" rel="nofollow" target="_blank">Ahmet Karacalar</a>, hastaların bu yapıyı çoğu zaman yağlanma zannettiğini ifade etti. Ancak söz konusu dokunun özellikle adet dönemlerinde veya hamilelikte büyüme, dolgunluk ve hassasiyet gibi şikâyetlere yol açabildiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Ahmet Karacalar, ektopik meme dokusunun bazı vakalarda iyi huylu ya da kötü huylu dönüşüm gösterebileceğine de dikkat çekti. Bu nedenle koltuk altında uzun süredir bulunan, dönemsel olarak büyüyen ya da hassasiyet gösteren şişliklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Uzmanlara göre bu tür şişliklerin kesin tanısı, klinik muayene ve görüntüleme yöntemleriyle konuluyor. Tedavide ise ilgili dokunun cerrahi olarak çıkarılması kesin çözüm olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Ahmet Karacalar, erken değerlendirme ve doğru tanının hem hasta konforu hem de olası risklerin önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/koltuk-altindaki-sislik-her-zaman-masum-degil</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/03/sislik.jpg" type="image/jpeg" length="24829"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Nergiz Hüseyinoğlu; Beyin insanın kimliğidir…]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/prof-dr-nergis-huseyinoglu-beyin-insanin-kimligidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/prof-dr-nergis-huseyinoglu-beyin-insanin-kimligidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nergiz Hüseyinoğlu, beyin yaşlanmasının nedenlerini sıralayarak, işlenmiş gıdalardan uzak durulmasını önerdi. Prof. Dr. Hüseyinoğlu, “Beyin hücreleri zamanla damar sağlığındaki bozulmalar, oksidatif stres ve kronik inflamasyon (yani iltihaplanma) nedeniyle yıpranır. Özellikle modern yaşamın getirdiği sedanter yaşam tarzı, işlenmiş gıdalar ve kronik stres bu süreci hızlandırır” uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Beyin Longevity: Beyin Gençliğimizi Nasıl Koruyabiliriz” diyen Nöroloji Uzmanı </strong>Prof. Dr. Nergiz Hüseyinoğlu, şu bilgileri paylaştı;</p>

<p>YAŞLANMAK KAÇINILMAZ BİR GERÇEKTİR…</p>

<p>Canlıların yaşlanması kaçınılmaz bir gerçektir. Ama birçoğumuzun isteği fiziksel ve zihinsel gençliğimizi uzun süre koruyabilmektir. Son yıllarda bilim dünyasında en çok konuşulan kavramlardan biri “longevity” yani vücudun uzun süre genç ve sağlıklı kalmasıdır. Aynı kavram, beynin gençliğini için de geçerlidir. Çünkü mesele sadece uzun yaşamak değil; zihinsel berraklığı, hafızayı ve karar verme gücünü koruyarak yaş almaktır</p>

<p><strong>BEYİN YAŞLANMASININ NEDENLERİ</strong></p>

<p>Beyin hücreleri zamanla damar sağlığındaki bozulmalar, oksidatif stres ve kronik inflamasyon (yani iltihaplanma) nedeniyle yıpranır. Özellikle modern yaşamın getirdiği sedanter yaşam tarzı, işlenmiş gıdalar ve kronik stres bu süreci hızlandırır.</p>

<p>Dünya genelinde demans (bunama) vakalarının artışı dikkat çekici. Yaklaşık her 3 saniyede bir, bir kişide demans gelişmekte; her yıl yaklaşık 10 milyon kişi demans tanısı almaktadır. 2021 yılında Dünya üzerinde <em><strong>57 milyon</strong></em> demans hastasının yaşadığı bildirilmektedir. Demansın en yaygın türü Alzheimer hastalığı olup, yalnızca ileri yaşın değil, yaşam tarzının da bir sonucu olarak da görülüyor.</p>

<p><strong>LONGEVİTY TIBBININ YÜKSELİŞİ</strong></p>

<p>Longevity (uzun ömür) tıbbı, yaşlanma sürecini yavaşlatmaya odaklanan bir tıp dalıdır. Bu bilimin öncülerinden biri olan David Sinclair, yaşlanmayı biyolojik olarak yönetilebilir bir süreç olarak tanımlıyor.</p>

<p>Benzer şekilde beynin ilerleyici hastalıkları üzerine çalışan Dale Bredesen, bilişsel gerilemeyi çok faktörlü bir metabolik sorun olarak ele alıyor. Yaklaşımları tartışmalı olsa da, her iki bilim insanının ortak noktaları şu: beyin sağlığı bütüncül bir strateji gerektiriyor.</p>

<p><strong>BEYNİ GENÇ TUTAN 5 TEMEL STRATEJİ</strong></p>

<p><strong>1. </strong><strong>Metabolik Sağlık</strong></p>

<p>Diyabet, beyin yaşlanmasını ve hatta demans riskini arttırmaktadır.</p>

<p>Hatta insülin direnci bile sadece diyabetle ilgili değildir; beyin için de ciddi bir risktir. Bazı uzmanlar Alzheimer’ı “Tip 3 diyabet” olarak tanımlar. Dengeli kan şekeri, beyin için temel koruyucu faktördür.</p>

<p>Hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği de beyin damarlarına hasar vererek, beyin yaşlanmasını arttırmaktadır. Ayrıca, metabolik sendromun bir parçası olan obezite uyku apnesi riskini ve vücütta inflamasyonu yükselterek, beyin hücrelerinin hasarına yol açıyor.</p>

<p>Metabolik sağlığı korumak için sigara ve alkolün kullanılmaması, rafine karbonhidratları azaltmak ve sağlıklı yağlardan zengin beslenmek önerilmektedir. Beynin gençliğinin korunmasına yönelik birçok diyetler bilimsel olarak araştırılmıştır ve en güçlü kanıt Akdeniz diyeti lehine bulunmuştur. Bu diyetin içeriğinde zeytinyağı, balık (omega 3) , yeşil yapraklı sebzeler ve kuruyemişler bulunmaktadır.</p>

<hr size="2" width="100%" />
<p><strong>2. Hareket</strong><br />
Aerobik egzersiz, beyin hücrelerinin yenilenmesini destekleyen BDNF adlı proteini artırır. Düzenli yürüyüşün ise beynin hafıza merkezi olan hipokampusun hacmini koruduğu ve beynin kan dolaşımını iyileştirdiği gösterilmiştir. Beyin sağlığımız için haftalık en az 150 dk orta yoğunlukta egzersiz ve haftada 2-3 defa direnç egzersizleri önerilmektedir.</p>

<p><strong>3. Derin Uyku</strong><br />
Sağlıklı beyin için 7-8 saat kaliteli uykuya ihtiyacımız vardır. Uyku sırasında beyin, gün içinde biriken toksinleri temizler. Yetersiz uyku, uzun vadede bilişsel performansı düşürür ve Alzheimer riskini arttırabilir. Sağlıklı uyku için gece ekran maruziyetinin azaltılması ve uyku apnesi var ise, tedavi edilmesi önerilmektedir.</p>

<p><strong>4. Sosyal Bağları kuvvetlendirmek </strong><br />
Beyin yaşlanmasından korunmanın bir diğer yöntemi de sosyal bağları güçlü tutmaktır. Araştırmalar yalnızlığın sigara kadar riskli olabileceğini gösteriyor. Sosyal izolasyon demans riskini %30’a kadar arttırabilir. Sosyal etkileşim, beynin farklı bölgelerini aktif tutar ve “bilişsel rezerv” dediğimiz beynin kapasitesini ve performansını arttırır.</p>

<p><strong>5. Zihinsel Aktiviteyi Yüksek Düzeyde Tutmak</strong><br />
Yeni bir dil öğrenmek, müzik aleti çalmak, satranç veya başka strateji oyunları oynamak beynin performansını arttırır ve beyin hücrelerinin arasındaki bağları geliştirir. Bilmeliyiz ki, beyin kullanılmadığında körelir.</p>

<p>Uzmanların ortak uyarısı net: Mucize hap yok. Beyin longevity’nin temeli hâlâ yaşam tarzı.</p>

<p><strong>BEYNİN GENÇLİĞİ BİZİM ELİMİZDE…</strong></p>

<p>Beyin insanın kimliğidir. Anılarımız, kararlarımız, hayallerimiz, planlarımız beyinde saklı. Uzun yaşamak güzel; ama zihinsel olarak dinç kalmak daha da önemlidir.</p>

<p>Belki de asıl soru şu: Kaç yıl yaşayacağımız değil, o yılları ne kadar bilinçli yaşayacağımızdır.</p>

<p>Ve iyi haber şu ki, beynin gençliği büyük ölçüde bizim elimizde.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/prof-dr-nergis-huseyinoglu-beyin-insanin-kimligidir</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 16:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/03/prf-dr-nergis-huseyinoglu.jpg" type="image/jpeg" length="13569"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolon kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/kolon-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/kolon-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, kolon kanserinin belirtilerine değinerek erken tanının en büyük tedavi olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, kolon kanserinin belirtilerine değinerek erken tanının en büyük tedavi olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, kalın bağırsak kanserinin belirtilerine ve tedavi süreçlerine değindi.</p>

<p>Kolon kanserinde hiçbir belirti olmasa dahi ailesinde kolon kanseri geçmişi varsa mutlaka 45 yaşında gelindiğinde kanser taraması yapılması gerektiğini söyleyen Kaplan, erken tanı ile kalın bağırsak kanserinden nerdeyse tamamen şifaya kavuşulacağını belirterek, 'Kalın bağırsak kanseri dünyada en sık görülen 3. kanser türüdür. Çoğu zaman önlenebilir bir kanserdir ve bu nedenle önem arz etmektedir. Öncesinde yapılan testlerle kolon kanserini erken tanımak, bağırsaklarda polip benzeri oluşumları görüp kolon kanserini tamamen önlemek mümkündür. Kolon kanserine yakalanan hastalar bizlere popodan kanama, kilo kaybı, ishal, kabızlık veya bağırsak hareketlerindeki düzensizliklerle gelir. Ciddi kansızlık ve ciddi kilo kaybı bazı hastalarda görülmektedir. Bu hastalarda acilen ve beklemeden kolonoskopi işlemi yapılmalıdır. Hiçbir belirti olmasa bile belli bir yaşın üstündeki bireylerin kanser taraması amacıyla, özellikle 45 yaşın üzerinde ve ailede kanser hikayesi varsa, kalın bağırsak taraması yapılması önerilir. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı bu durum için dışkıda gizli kan testi yapmaktadır. Sağlık ocaklarında ve KETEM'lerde dışkıda gizli kan testi yapılmakta ve bunun sonucunda dışkıda kan tespit edilirse hastalar bize yönlendirilmektedir ve biz bu hastalara kolonoskopi yapmaktayız' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Sigara, alkol kullanımı ve obezite kolon kanseriyle yakından ilişkili'</p>

<p>Sigara ve alkol kullanımının kolon kanseri riskini arttırdığını dile getiren Prof. Dr. Mustafa Kaplan, ailede kolon kanseri geçmişi varsa kesinlikle kolonoskopi yapılması gerektiğini söyleyerek, 'Dışkıda gizli kan testi genelde tarama amaçlıdır, tam bir tanı koymaz. Eğer bu durumlardan şüpheleniyorsak mutlaka bu hastalara kolonoskopi yapılması gereklidir. Ailede kalın bağırsak kanseri hikayesi olan varsa bu konuda daha dikkatli olunması gerekmektedir. Kolon kanserinin en sık belirtisi rektal kanama, dışkı renginde siyahlaşma, ciddi kilo kaybı, ishal ve kabızlık ile karın ağrısıdır. Kolon kanserinin en önemli sebeplerinden biri ailede kolon kanseri hikayesinin bulunmasıdır. Günümüzde sigara ve alkol kullanımı ile obezitenin kolon kanseriyle çok yakından ilişkili olduğu belirtilmiştir. İşlenmiş gıdaların tüketiminin artmasıyla da kolon kanseri görülmektedir. İnflamatuar bağırsak hastalığı, ülseratif kolit veya daha önce kalın bağırsağında polip görülen hastalar kolon kanseri açısından yüksek derecede riske sahiptir. Kolon kanseri erken tanı alırsa neredeyse tamamen hastalıktan kurtulmak mümkündür. Erken dönemde bir hastanın bağırsağında küçük bir polip gördüğümüz zaman bunu kolonoskopi ile çıkardığımızda hasta tamamen bundan kurtulabilmektedir. Ancak aynı polipi biz 5-6 yıl sonra gördüğümüzde kalın bağırsakta kalmayıp karaciğere ve diğer organlara sıçrayabilmekte ve daha sonra tedavisi çok zor olabilmektedir. Burada en önemli şey hastalara erkenden kolonoskopi yapılmasıdır. Mümkünse şüpheli kitlelerin çıkartılması gerekir. Eğer şüpheli bir durum varsa kesinlikle kolonoskopi yaptırılmasını öneriyorum' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/kolon-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/03/agency/iha/kolon-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor.jpg" type="image/jpeg" length="52700"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sosyal Medyadaki Egzersizler Sakatlayabilir]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/sosyal-medyadaki-egzersizler-sakatlayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/sosyal-medyadaki-egzersizler-sakatlayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Öğr. Üyesi Özden Baskan: “Bilinçsiz ev egzersizleri kas-iskelet yaralanmalarını artırıyor”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Rumeli Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Özden Baskan, sosyal medya ve dijital platformlardan takip edilerek yapılan kontrolsüz egzersizlerin kas ve eklem yaralanmalarında ciddi artışa yol açtığını belirterek, her egzersizin kişiye özel planlanması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>“Dijital illüzyon riski göz ardı edilmemeli”</strong></p>

<p>Evde egzersiz yapma alışkanlığının son yıllarda yaygınlaştığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Özden Baskan, kontrolsüz uygulamaların sağlık sorunlarını beraberinde getirdiğini söyledi. Baskan, “Poliklinik başvurularında kas-iskelet sistemi yaralanmalarında yaklaşık yüzde 30’luk bir artış gözlemliyoruz. Ekranda görülen eğitmenin vücut yapısı, biyomekaniği ve spor geçmişi kişiden tamamen farklı olabilir. Bu durum ‘dijital illüzyon’ olarak tanımladığımız bir risk oluşturur” dedi.</p>

<p><strong>“Yanlış form eklemlere aşırı yük bindiriyor”</strong></p>

<p>Evde yapılan egzersizlerde en sık karşılaşılan problemin hareketin doğru formda uygulanmaması olduğunu belirten Baskan, yanlış kinematik yapının eklem üzerindeki yükü ciddi şekilde artırdığını ifade etti. Özellikle squat ve lunge gibi hareketlerde dizin öne fazla çıkmasının diz eklemi üzerindeki yükü yüzde 50’den fazla artırabildiğini söyleyen Baskan, bunun uzun vadede kıkırdak hasarına ve diz problemlerine yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p><strong>“Hızlı sonuç vaat eden programlar bilimsel değil”</strong></p>

<p>Sosyal medyada sıkça karşılaşılan “3 günde karın kası” veya “1 haftada 5 kilo” gibi iddialı egzersiz programlarının insan fizyolojisinin temel prensiplerini göz ardı ettiğini belirten Baskan, “Kişiye özel egzersiz reçetesi ilkesi ihlal edildiğinde, bireyin mevcut skolyoz, bel fıtığı veya eklem sorunları akut ağrı tablolarına dönüşebilir” diye konuştu.</p>

<p><strong>Evde egzersiz yaparken bu kurallara dikkat edilmeli</strong></p>

<p>Evde güvenli egzersiz için bazı temel kurallara dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Baskan, egzersiz öncesinde 5-10 dakikalık dinamik ısınmanın sakatlanma riskini azalttığını söyledi. Egzersiz yapılan zeminin orta sertlikte olması gerektiğini belirten Baskan, çok sert yüzeylerin eklem şokunu artırdığını, çok yumuşak zeminlerin ise dengeyi bozabildiğini ifade etti. Egzersiz sırasında nefesin tutulmaması gerektiğini de vurgulayan Baskan, bunun kan basıncını artırabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Kaslarda hissedilen yanma duygusunun normal olduğunu ancak eklemlerde hissedilen batma ya da keskin ağrının yapısal bir sorunun habercisi olabileceğini belirten Baskan, bilinçsiz egzersiz yapan kişilerin bu farkı ayırt etmekte zorlanabildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Egzersiz doğru planlandığında tedavidir”</strong></p>

<p>Egzersizin doğru uygulandığında en güçlü tedavi yöntemlerinden biri olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Özden Baskan, yanlış teknik ve dozajla uygulandığında ise sakatlanmalara yol açabileceğini ifade etti. Evde egzersize başlamadan önce fizyoterapist tarafından yapılacak postür analizi ve fonksiyonel hareket değerlendirmesinin uzun vadeli sakatlıkların önlenmesinde önemli rol oynadığını belirten Baskan, egzersizin FITT (sıklık, şiddet, zaman ve tür) ilkelerine göre kişiye özel planlanması gerektiğini vurguladı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/sosyal-medyadaki-egzersizler-sakatlayabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/03/egzersiz.jpg" type="image/jpeg" length="47206"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan'da sporcular için beslenme önerileri]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/ramazanda-sporcular-icin-beslenme-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/ramazanda-sporcular-icin-beslenme-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan'da sporcular için beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen Deniz Türkaslan, 'Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan'da sporcular için beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen Deniz Türkaslan, 'Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır' dedi.</p>

<p>Diyetisyen Deniz Türkaslan, Ramazan'da oruç tutan sporcuların kas kaybı yaşamaları ve daha rahat bir ramazan geçirmeleri için beslenme önerilerinde bulundu. Türkaslan, 'Ramazan'da uzun süreli bir açlık söz konusu. İftar yemeğine değindiğimizde sporcu danışanlarımızda aşırı derecede kan şekeri dalgalanmasından kaynaklı olarak iftarda yemeğe saldırma durumunu görebiliyoruz. Yüksek yağlı yiyecek ve içecekler menümüzde olabiliyor. Bunlar bize en çok zarar verecek ve kas kaybını destekleyecek yiyeceklerdir. Sporcular iftarda çorba ve su ile başlayıp, kan şekerini dengeye sokmak için hurma tüketebilir. Yemekten sonra protein merkezli beslenme yapılabilir' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor'</p>

<p>Türkaslan, sahurda kahvaltılıkların yanına ceviz ve tahin gibi sağlıklı yağlar eklenerek tüketilebileceğini belirtti ve, 'Sahurda ise protein ağırlıklı ve sağlıklı yağ ile desteklenecek yiyecekler kıymetli oluyor. Yumurta ve peynir gibi protein kaynakları tüketmeliyiz. Zeytin, ceviz, zeytinyağı, tahin gibi sağlıklı yağ kaynakları ekleyebiliriz. İftar ve sahur arasında da su tüketimine dikkat etmemiz gerekiyor. Uzun süreli bir açlıktan sonra vücut su kaybına girebiliyor ve kas kaybı ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Bir anda tüketmek yerine aralıklarla su içerek vücudun su depolarını doldurmamız gerekiyor. Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor. Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/ramazanda-sporcular-icin-beslenme-onerileri</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/02/agency/iha/ramazanda-sporcular-icin-beslenme-onerileri.jpg" type="image/jpeg" length="88842"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserde protein sorununu yapay zekâ ile azaltacak]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/kanserde-protein-sorununu-yapay-zeka-ile-azaltacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/kanserde-protein-sorununu-yapay-zeka-ile-azaltacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri'de lise 11. sınıf öğrencisi, kanser tedavisinde kullanılacak proteinler üretti. Ahmet Selim Güngör, 'Antikanser özelliği taşıyan proteinler sayesinde, kanser hastalarına hem daha az yan etki hem de kanser hücrelerini seçici bir biçimde hedefleyerek normal vücut hücrelerimizi etkilememekte' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri'de lise 11. sınıf öğrencisi, kanser tedavisinde kullanılacak proteinler üretti. Ahmet Selim Güngör, 'Antikanser özelliği taşıyan proteinler sayesinde, kanser hastalarına hem daha az yan etki hem de kanser hücrelerini seçici bir biçimde hedefleyerek normal vücut hücrelerimizi etkilememekte' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kayseri'de 11. Sınıf öğrencisi 17 yaşındaki Ahmet Selim Güngör, biyoloji alanında hazırladığı Antikanser Özelliğe Sahip Peptidlerin Yapay Zeka ile Belirlenmesi, Yeni Anti Kanser Peptid Dizileri Önerilmesi Projesi ile kanser tedavisinde ki yan etkileri azaltmayı amaçladığını belirtti. Antikanser özelliği taşıyan proteinleri veri analizi ile inceleyen 11. Sınıf öğrencisi Güngör, kanser hücrelerini seçici biçimde hedef alan yeni proteinler geliştirdiğini söyledi. Bu proteinlerin gündelik yemek miktarları ayarlanarak kişiye özgü diyet sunulabileceğini söyleyen Güngör; 'Günümüzde kanserden 20 milyon kişi etkilenmekte ve maalesef bunların 10 milyonu ölüme sebep vermektedir. Kanserin tedavileri arasında kemoterapi ve radyoterapi gibi yöntemler olmasına rağmen bunlar hem yüksek maliyetli hem de fazlaca yan etkilere sebebiyet vermektedir. Projemde antikanser özelliği taşıyan proteinler sayesinde kanser hastalarına hem az yan etki hem de kanser hücrelerini seçici bir biçimde hedefleyerek normal vücut hücrelerimizi etkilememekteyiz. Öncelikle bir veri seti buldum. Bu veri setinde hem antikanser özelliği taşıyan proteinler hem de taşımayan proteinler vardı. Bu proteinlerde belirli başlı ortak bulunan özelliklere bakarak motifler keşfettik. Bu motifleri yeni antikanser özelliği taşıyan proteinlerin yapımında kullandık. Bu proteinlere gündelik yemeklerde olan miktarına ve fazlalığına bakılarak kişiye özgü diyet ve yapay malzemeler suna bilmektedir' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/kanserde-protein-sorununu-yapay-zeka-ile-azaltacak</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 14:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/02/agency/iha/kanserde-protein-sorununu-yapay-zeka-ile-azaltacak.jpg" type="image/jpeg" length="68627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hemoroid sanılan şikayetler ciddi sorunların işareti olabilir]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/hemoroid-sanilan-sikayetler-ciddi-sorunlarin-isareti-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/hemoroid-sanilan-sikayetler-ciddi-sorunlarin-isareti-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ile ilgili önemli bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p>

<p>Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hemoroid belirtileri, kolon ve rektum kanseri gibi ciddi sorunların belirtilerine benzediği için uzman hekimler tarafından fiziki muayene ve bazı tetkiklerin yapılması hayatı önem taşıyor. Vakaların yüzde 80'inde hastaların kanser ile hemoroidi karıştırdığı biliniyor. Hafif dereceli hemoroidler için ameliyat seçeneğinden önce yaşam tarzı değişiklikleri şikayetlerin hafiflemesini sağlayabiliyor.</p>

<p>'Hemoroid toplumda bir tabu gibi görülüyor'</p>

<p>Op. Dr. Ali Can Yalı, hemeroidin 2 çeşidi bulunduğunu söyleyerek, 'Hemoroidler, anal kanalda doğal bulunan damarlı yapılardır. Vücutta dışkı kontrolüne yardımcı olan yastıkçıklardır. Bu damarlı yapılar şiştiğinde veya iltihaplandığında, ortaya çıkan duruma hemoroid ya da basur denilmektedir. Basur toplumda bir tabudur. Utanma duygusu nedeniyle vakaların büyük bir bölümünde erken teşhis mümkün olmamaktadır. Kaşıntı ve rektal kanama belirtileriyle başlayan hemoroidi hastalar çoğu zaman tuvalette fark etmektedir. Rahatsızlığa neden olan şişmiş damarlar ağrıya de neden olmaktadır. Hemoroidin iki çeşidi bulanmaktadır. Dış hemoroidler, anüs çevresindeki derinin altında oluşan dış kistler, dışarı doğru çıkıntı yapmaktadır. Dış hemoroidler genellikle şişmiş kan damarları veya sert yumrular şeklinde görüldüğü için daha belirgindir. İç hemoroidler de adından da anlaşılacağı gibi rektumun içindedir. Rektumun içinde oluşan iç hücrelerdir. Hastalar genellikle dışkıda kan gördüklerinde veya hemoroidler anüsün dışına doğru şişecek kadar büyüdüğünde iç hemoroidleri olduğunu fark eder' dedi.</p>

<p>Hemeroidin birçok nedeni olduğunu söyleyen Ali Can Yalı, 'Hemoroidin birçok farklı nedeni vardır, en yaygın olanları şunlardır: Kronik kabızlık veya ishal. Dışkılama sırasında zorlanma. Aşırı derecede kilolu olmak. Tuvalette uzun süre oturma. Gebelik hali. Lif oranı düşük beslenme alışkanlığı. Düzenli olarak ağır kaldırmak. Bu nedenler anüs çevresindeki damarların basınç altında gerilmesine neden olmakta hatta damarların şişmesine ve kabarmasına yol açmaktadır. Alt rektumdaki bu artan basınç, hemoroid oluşumundan sorumlu tutulmaktadır' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yalı, hemeroidle karıştırılan sorunlarla ilgili verdiği bilgilerde, 'Hemoroid ile benzer semptomlara sahip diğer sorunları ayırt etmek önemlidir. Anüs, rektum ve kolon kanserleri: Bu kanserler rektum yakınlarında ortaya çıkabilmekte ve belirtileri hemoroide benzemektedir. 40 yaş sonrasında çok yaygın olarak görülen rektum ve kolon kanseri erken evrede tespit edilmesi hayati önem taşımaktadır. Düzenli olarak yapılan taramalarla kolorektal kanserlerle mücadelede edilebilmektedir. Bazen bu tümörler iyi huylu olurken, bazen de kötü huylu olabilirler. Bu nedenle, doğru teşhis çok önemlidir. Anal fissürler, anal kanalın iç yüzeyinde oluşan yırtıklar, dışkılama sırasındaki travma nedeniyle oluşur. Ağrının eşlik ettiği yırtıklarda hemoroid belirtisi olan kanama görülebilir. Anal fissürdeki doku yırtılmasıyken, hemoroidlerin ise alt rektumdaki doku yastıklarının zayıflamasından kaynaklandığını söylemek gerekir. Fissürler için yeterli su alımı ve lif açısından zengin besinlerin tüketilmesi gerekir. Kolon poliplerinde de bu polipler kanserli olmayan, çoğu zaman yaş ilerledikçe kolon veya rektumun iç yüzeyinde oluşan büyümelerdir. Bunlar ailevi ya da kalıtsal faktörlere bağlı olabilmektedir. Kolon polipleri olan hastalar, hemoroid semptomlarına benzer ağrı veya rektal kanamayla yüzleşebilirler. Divertiküloz ve divertikülit de ise gastrointestinal sistemin iç yüzeyinin küçük bölgelerinin zayıflaması ve bağırsakta dışa doğru bir kese oluşmasına neden olan bir durumdur. Bu dışa doğru küçük bir kese gibi görünür. Divertiküller en sık kolonda görülmektedir. Gastrointestinal sistemin herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilmektedir. Bağırsak perforasyonu, kanama, apse veya darlık gibi bir komplikasyon olmadığı sürece herhangi bir belirti vermez. Bu nedenle hemoroidle karıştırılmaktadır. Makat bölgesinde herhangi bir problem yaşandığında öncelikle bir cerraha muayene olmak önemlidir. Muayene olmak daha sonrasında çıkabilecek sorunların ve gecikmiş teşhisin önüne geçecektir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/hemoroid-sanilan-sikayetler-ciddi-sorunlarin-isareti-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/02/a-w649184-01.jpg" type="image/jpeg" length="47847"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan: 'Ramazan'da vücudu susuz bırakmayın']]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/gastroenteroloji-uzmani-prof-dr-mustafa-kaplan-ramazanda-vucudu-susuz-birakmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/gastroenteroloji-uzmani-prof-dr-mustafa-kaplan-ramazanda-vucudu-susuz-birakmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, Ramazan ayında vatandaşlara sahur ve iftar yemekleri ile ilgili tavsiyelerde bulunurken, günde 2-3 litre sıvı tüketiminin önemine değindi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, Ramazan ayında vatandaşlara sahur ve iftar yemekleri ile ilgili tavsiyelerde bulunurken, günde 2-3 litre sıvı tüketiminin önemine değindi.</p>

<p>Ramazan ayına sayılı günler kala vatandaşlarda iftar ve sahurluk telaşı had safhaya ulaşırken, uzmanlar da sağlıklı bir Ramazan geçirmek için tavsiyelerde bulundu. Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, günde en az 2-3 litre su tüketilmesi gerektiğini ifade ederek, 'Ramazan ayı uzun süre yaz aylarına denk gelmekteydi. Bu da Ramazan'daki uzun süreli açlıkla beraber hastalarımızda susuzluk ve buna bağlı böbrek ve karaciğer hastalıkları, mide rahatsızlıklarını görmekteydik. Ancak bu sene Ramazan ayının kış ayına gelmesi sebebiyle susuzluk biraz daha az rahatsız edici olacaktır. Ancak biz yine de vatandaşlarımızın günlük 2 ile 3 litre arasında sıvı tüketmesini tavsiye ediyoruz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Ağır yemeklerden kaçının'</p>

<p>Ramazan ayında iftar ve sahurlarda ağır yemeklerden uzak durulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Kaplan, 'Ramazan'da malum 12 saat kadar bir açlık bekleniyor. Özellikle sahur yemeklerinin biraz daha hafif yenilmesini tavsiye ediyoruz. Sahur yemeklerinde mümkünse ağır olabilecek yağlı, kızartmalı, hamur işleri gibi yiyeceklerden uzak durulması, uzun süre tok tutacak yumurta, hurma, peynir, sebze, meyve gibi yiyeceklerin tüketilmesini özellikle tavsiye etmekteyiz. İftar saatlerinde de yine vatandaşlarımızın ağır yemekler tüketmesini istemiyoruz. Çünkü uzun süreli açlıktan sonra mide birden ağır yemeklere maruz kaldığı zaman reflü, hazımsızlık gibi şikayetler olabilmektedir. Bunun için mümkünse yemeklere bir hurma, çorbayla başlanması, ana yemeklerde ağır yemeklerin değil de mümkünse ızgara, tavuk gibi besinlerin tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Tatlı seçiminde de mümkünse sütlü tatlıları kesinlikle tavsiye etmekteyiz' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/gastroenteroloji-uzmani-prof-dr-mustafa-kaplan-ramazanda-vucudu-susuz-birakmayin</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/02/a-w643945-01.jpg" type="image/jpeg" length="36503"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazanda Kilo Almadan Sağlıklı Beslenin!]]></title>
      <link>https://www.kayserimac.com.tr/ramazanda-kilo-almadan-saglikli-beslenin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserimac.com.tr/ramazanda-kilo-almadan-saglikli-beslenin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayının gelmesiyle beslenme alışkanlıklarının değiştiğini belirten Egepol Hastaneleri Beslenme ve Diyet Uzmanı Cansu Kahraman, Ramazan ayında kilo almadan sağlıklı beslenmenin ipuçlarını paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazanda sahur ve iftar arasında uzun bir süre olduğunu söyleyen Kahraman, az ve sık yemek yerine öğün sayılarının azaldığını ve iftarda fazladan yemek tüketilebildiğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>YAĞLI YEMEKLERDEN UZAK DURUN</strong></p>

<p>Kilo almak istemeyenler için önerilerde bulunan Cansu Kahraman, “Ramazan ayında kilo alınmasının en büyük sebeplerinden bir tanesi iftarda yüksek miktarlarda ve yağlı yiyecek tüketimi olmasıdır. İftarı 2 su bardağı su ve hurma-zeytin ile açabilirsiniz. Çorba ile devam edip 10-15 dakika ara verilirse mide-bağırsak sistemi için çok faydalı olacaktır. Ana yemek olarak kırmızı et, köfte, tavuk, balık gibi protein kaynakları yanında sebze yemekleri veya brokoli, karnabahar haşlama, yoğurt ve yanında karbonhidrat ihtiyacımız için ölçülü bir şekilde bulgur pilavı, tahıllı makarna tercih edilebilir. Ramazan pidesi yemek istenirse ekstra bir ekmek tüketimi olmamalıdır. Tatlı yenmek istenirse iftardan 1 buçuk 2 saat sonra ağır-şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya dondurma tercih edilebilir. Tatlı yerine meyve ve fındık-badem gibi kavrulmamış kuruyemişler de tüketilebilir” diye konuştu.</p>

<p><strong>SAHURDA KAHVALTIYI TERCİH EDİN</strong></p>

<p>Sahurda tercih edilmesi gereken yiyecekler hakkında bilgi veren Cansu Kahraman, şunları söyledi: “Sahurda kahvaltı öğünü tercih edilmeli, ağır, yağlı yemekler ve kızartmalardan uzak durulmalıdır. Sahurda; peynir, yumurta gibi protein; fındık, ceviz, badem gibi yağ grupları yer almalıdır. Bol yeşillik, domates, salatalığa ek olarak 1 porsiyon meyve ve süt ya da yoğurt tüketilmesi de tok kalınmasında faydalı olacaktır. Kahvaltı öğünü yerine çorba tercih edilecekse yanında peynir, az tuzlu zeytin veya fındık-badem gibi yağ grupları eklenerek tokluk hissiyatının artması sağlanabilir. Sahurda kahvaltı yapmak veya çorba içmek istemeyenlere bir alternatif de yulaf lapası olabilir. Tercihen ekstra 1 haşlanmış yumurta eklenebilir”</p>

<p>Sıvı tüketiminin Ramazan ayında da çok önemli olduğunu kaydeden Kahraman, “Orucun 2 bardak su ile açılması gerekiyor. Sahura kadar minimum 1 - 1 buçuk litre su içilmesi ve sahurda da 500 -750 ml arasında su içilmesi de vücut için önemli. Spor yapmak isteyenler, eğer ağırlık antrenmanı yapacaksa iftardan 2 saat sonra, hafif yürüyüş egzersizlerini ise gün içinde istenilen saatlerde yapabilir. Ağır antrenmanlarda yaşanan yoğun su kaybından dolayı iftarı açmadan yapmak tehlikeli olabilir” ifadesini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kayserimac.com.tr/ramazanda-kilo-almadan-saglikli-beslenin</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 22:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserimaccomtr.teimg.com/crop/1280x720/kayserimac-com-tr/uploads/2026/02/iftar.jpg" type="image/jpeg" length="84931"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
