CHP’Lİ VEKİL YAPSAYDI, YİNE AYNI BAŞLIĞI ATAR MIYDINIZ?

Bu mesele kayak meselesi değil. Bu mesele bir fiyat tartışması hiç değil. Bu, doğrudan doğruya gazetecilik ahlakı meselesidir.

Bu mesele kayak meselesi değil.
Bu mesele bir fiyat tartışması hiç değil.
Bu, doğrudan doğruya gazetecilik ahlakı meselesidir.

AK Parti’li Kayseri milletvekili Murat Cahit Çıngı çıkıp bölgesindeki Erciyes Kayak Merkezi’ni tanıtınca “Tok vekiller, açın hâlinden anlamaz” manşeti atanlar; aynı çağrıyı CHP’li bir milletvekili yapsaydı bunu “yerel kalkınma”, “turizm vizyonu”, “belediyecilik başarısı” diye sunacaklarını kendileri de çok iyi biliyor.

Çünkü Erzincan’da Ergan Dağı,
Sivas’ta Yıldız Dağı,
İzmir’de Bozdağ,
Denizli’de Denizli Kayak Merkezi var.

Bu tesislerin tamamı CHP’li belediyeler tarafından işletiliyor.
Bu illerin tamamında CHP milletvekilleri görev yapıyor.

Şimdi soruyorum:
Bu milletvekillerinden biri çıkıp TBMM’de bir basın toplantısı düzenlese,
“Şehrimize gelin, kayak yapın, buradaki insanlar kazansın, tesisler dolsun” dese…

Aynı gazete aynı manşeti atabilir miydi?

Atamazdı.
Çünkü o zaman mesele “açlık” olmazdı.
O zaman mesele “turizm” olurdu.
O zaman mesele “halk için siyaset” olurdu.

Demek ki mesele ne kayak,
ne halk,
ne de fiyat.

Mesele kime
Bu manşet bir eleştiri değil.
Bu bir haber değil.
Bu, habercilik kisvesi altında siyasi kin kusmaktır.

Ne pahasına olursa olsun vurmak.
Ahlaksızlık da olsa vurmak.
Haberi yorumla karıştırmak da olsa vurmak.
İnsanların ekmeğini görmezden gelmek de olsa vurmak

Asıl trajikomik olan şudur: “Açlık” edebiyatı yapan bu gazetenin sahibi Burak Akbay İsviçre’de, Londra’da rahat bir hayat sürerken; şirket İsviçre’deyken; bedeli Türkiye’deki çalışanlar öderken siz burada “aç–tok” manşetleri atıyorsunuz. Cesaretiniz varsa patronunuzun sofrasını yazın; kim aç, kim tok gerçekten anlatın. Cesaretiniz varsa, sırf ifade vermemek için Türkiye’ye gelmeyen patronunuzun, aynı haberleri yazdığı için cezaevine giren gazetecileri gördüğünde vicdanının sızlayıp sızlamadığını sorun. Yazmadınız, yazamazsınız. Çünkü bu bir haber meselesi değil; bu bir hesap meselesi.