'Aidiyet' hissi çocukları dijital mahallelere yönlendiriyor

Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, dışlanmış ve yalnız hisseden çocukların kendisini dijital dünyada güçlü görebildiğini söyleyerek, 'Dijital dünya çocuklar için yeni mahalleler haline geldi' dedi.

Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, dışlanmış ve yalnız hisseden çocukların kendisini dijital dünyada güçlü görebildiğini söyleyerek, 'Dijital dünya çocuklar için yeni mahalleler haline geldi' dedi.

Çocukların kendilerini bir yere ait hissetmediklerinde kapalı gruplara dahil olabildiğini söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, 'Bu noktada sadece çocuğu düşünmek bizim için aslında eksik kalacaktır. Çocuğun yetiştiği iklimi de gözlemlemek, nasıl ortamda büyüyor, kimlerle büyüyor, ne kadar etkilenerek, ne kadar ihmal edilerek büyüyor gibi noktalarda biz aslında çocuğun yetiştiği iklimi de gözlemleyerek bu sürece dikkat ediyoruz. Burada tabi ki şiddet olaylarında üzücü birçok sebep var. Çocuğun kendini bir ortama, bir gruba, bir aileye ait hissetmesi en sık gördüğümüz sebeplerden bir tanesi oluyor. Çocuk ait hissedemediğinde bu tarz davranışlara ya da farklı gruplara girmek istiyor. Bir çocuk dışlandığında, zorbalığa uğradığında, kendini yalnız hissettiğinde ve ailesine bu duyguları ifade edemediğinde çocuğun kendini ait hissedebileceği kapalı gruplara, dijital ortamlara, kendisinin içerisinde yer aldığı ve doğru-yanlış filtrelemeden kabul gördüğü her gruba girebildiği her ortam ne yazık ki artık dijital dünyada fazlasıyla mevcut. Burada şunun altını çizmek istiyorum. Çocuğun dijital dünyada oynadığı bir oyun, izlediği bir dizi ya da yaptığı herhangi bir oyun davranışı asla şiddetin tek sebebi olamaz' dedi.

Hamurcu, toplum olarak çocukların gözetilmesi gerektiğini söyleyerek, 'Kendisini yalnız, dışlanmış hisseden ve risk faktörü içerisinde bulunan bir çocuk için bu tarz durumlar onu çok hızlı bir şekilde bu sonuçlara ulaştırabilir. Yani aslında bu tarz durumlar maalesef destekleyici kaynaklar haline gelebiliyor. Bu yüzden burada ailelere, bizlere, sağlık uzmanlarına, okullara, eğitim veren kurumlara çok büyük işler düşüyor. Burada toplum olarak hep birlikte o çocukları gözetmemiz gerekiyor. Biz bu çocukların aile noktasında ne kadar takip edildiğini görmek istiyoruz. Çocuk herhangi bir durumda kaldığında, rahatsızlık içinde bulunduğunda 'Ben çocukken de bunlar vardı. Ne var böyle şeylerde. Büyütmeye gerek yok' demek yerine burada bir uzmana götürmek, çocuğum etkilenmesin, etiketlenmesin, siciline işlemesin gibi tepkilerden ziyade artık 'Çocuğumun ruh sağlığı için benim bir uzman görüşüne çocuğum için gitmem gerekiyor' diyebilmeliler. Evde anlaşılmayan, dışlanan ve okulda zorbalık yaşayan çocuklar kendilerini ait hissetmek için dijital dünyalara gidebiliyorlar çünkü' ifadelerini kullandı.

'Dijital dünya çocuklar için yeni mahalleler haline geldi'

Dijital dünyanın artık çocuklar için yeni mahalleler haline geldiğini söyleyen Arzu Hamurcu, 'Burada da dijital dünyaların altını çizmek istiyorum. Çünkü burası artık çocuklarımız için yeni mahalleler haline geldi. Burada kim kimi yönetiyor, neye yönlendiriyor, oradaki güç dengesi nasıl ve o güç dengesini sağlayabilmek için kendisini sosyal hayatında güçsüz hisseden çocuk, dijital dünyada güçlü hissedebilmek için neleri yapıyor ya da neleri yapmayı planlıyor noktasında birçok dijital oyunun bizlere sunduğu maalesef zararlı alışkanlıklar ediniyorlar. Burada ailelere düşen görev ise çocuk odasında oyun oynuyor, evde yanlarında diye güvende olduğunu söyleyemiyoruz. Bizim asıl istediğimiz şey bizimle sohbet edebiliyor olması, oynadığı oyunu bile bize anlatabiliyor olmasını bekliyoruz ki birçok aile ne yazık ki çocuk oyun oynuyor diye benim yanımda güvende sanıyor. Oysa ki biz o dijital ekranların arkasında asıl yönetilen, asıl güvende olmayan birçok çocuğun seans odalarında görebiliyoruz. Çocuğum etiketlenmesin diye gidilmeyen her seans ne yazık ki çocuğun hayatından ertelenmiş bir travma tepkisi olarak geri dönebiliyor' dedi.